Drop

Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

Akan Pano


widgets

Ekmek İsraf Etmeyin

Tüketici Hakem Heyeti Kararı Nasıl İcraya Konulur Yeni Tüketici Kanunu ve Uygulamaları İle Neler Değişti Tüketici Davalarında Belirsiz Alacak Meselesi Bıktıran SMS Reklamlarını Şikayet Edebilirsiniz Bizi Facebook ve Twitter'dan Takip Edebilirsiniz Bize Yazın Cevap Verelim

22 Şubat 2012 Çarşamba

Hesap İşletim Ücretleri meselesi bir ticari işlem meselesi değildir!!!

Tepkiler:  

Gün olmasın ki bankacılık konusunda bir şikâyet olmasın… Bu konu hakkında konunun uzmanları ne yazarlarsa yazsınlar, ne kanaat belirtirlerse belirtsinler tartışma hiçbir zaman bitmeyecektir. Çünkü hukukun gücünün sonuç vermediği yerde, güç; kendi hukukunu uygular..! Tıpkı bankacılık sektöründe olduğu gibi.
Burada bireysel bankacılık hizmeti olarak görülen mevduat hesaplarını ele alalım istedik. Nedeni de çok sayıda tüketicinin şikâyetine konu teşkil eden “hesap işletim ücreti vd.” adlar altında vadesiz mevduat hesaplarından yapılan kesintiler konusudur. 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun ilgili hükümlerine bakıp değerlendirmemizi belirteceğiz. Bir kere vadesiz hesabı olan her hesap sahibine banka tarafından “ATM”lerde işlem yapılabilmesi için bir kart verilir. Yani tüketici bankaya gitmeden her hangi bir yerdeki ATM’den para çekme ve yatırma işlemlerini yapabilsin diye… Adı geçen Kanun bir takım değişiklikler yapılarak 23.02.2006 yılında yürürlüğe girmiştir. Peki, bu değişiklikler neleri içermektedir?
Öncelikle Türk Ticaret Kanununa bakalım.
“Madde 22 - Tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret isteyebilir…”  hükmünü içermektedir. Buradan Kanun mealen bankanın bir iş karşılığında münasip ( ! ) ücret isteme hakkının bulunduğunu belirtmektedir.
Söz konusu tüketici ise öncelikle Anayasa’nın 172. Maddesi: Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.” Demektedir. Dolayısıyla Tüketicinin Korunmasına dair kanunun çıkış noktası anayasanın bu amir hükmü neticesinde “Özel Kanun” olarak çıkarılmıştır. Bu kanun ile ihtilaf halinde genel hükümlerin ilgası söz konusu olup özel kanun olan tüketici kanununun hükümlerine göre hüküm kılınacağı işaret edilmektedir. Bu bağlamda gerek 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu 76/2 ve 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu 44/1 Maddelerine bakmak gerekecektir.

5411/76- 2. Madde: “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan faaliyet konularına ilişkin olarak, bankalar ile bireysel müşterileri arasında akdedilecek sözleşmelerin şekil ve içeriğinde yer alması gereken asgarî hususlar ile tip sözleşmelerin uygulanacağı işlemler Kurulun uygun görüşü alınarak kuruluş birlikleri tarafından belirlenir. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.”

5464/44- 1. Madde: “Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili uyuşmazlıklarda kart hamilinin tüketici olması halinde, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22 nci ve 23 üncü maddesi hükümleri uygulanır.” Hükümlerini içermektedir.

("Kanunlar örümcek ağları gibidir: zayıfları ağa yakalanır, güçlülerse ağı delip geçer." Balzac)

Bu kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere bir tarafın tüketici ve karşı tarafında satıcı/ tacir konumunda bulunan banka olduğuna göre, bankanın bireysel mevduat hesabı hizmeti ticari bir iş olarak görülemeyecektir. Haliyle buradan ücret alınması hususu ilgili mevzuat hükümleri dâhilinde değerlendirildiğinde 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine tabi olarak değerlendirilmesini emretmektedir. O halde hakem heyetlerinin ve tüketici mahkemelerinin bu konuyu bir ticari ihtilaf konusu olarak görüp tüketici aleyhine hüküm kılmaları kaim yasalara göre aykırılık teşkil etmektedir. Kaldı ki Yargıtay’ın son kararı da hukuken isabetli değildir. Bu kararlar neticesinde birçok tüketici mağdur edilerek bankalara haksız ve hukuksuz kazançlar sağlanmasına sebep olunmuştur. Buna en somut olarak şöyle bir örnek verebiliriz.

Banka sözleşmeleri önceden hazırlanmış matbu tip sözleşmelerdir. Hiçbir surette banka ile tüketicinin imzalamış bulunduğu sözleşmenin içeriğinin tümünü veya bir kısmının müzakere edilerek imza edildiğini banka iddia edemez. Şayet iddia ederse ki; bunu ispat yükü ona aittir. Şimdi hal böyle iken Bir Yargıtay Kararında (*); “Genel şartlarını önceden tespit eden taraf, bunlarda değişiklik yapma imkânına sahiptir. Ekonomik bakımdan banka güçlü olduğu için, karşı tarafın ileri sürebileceği değişiklikleri kabule yanaşmaz. Bu durumda taraflardan birinin kendi şartlarını diğerine dikte etmesine yol açan sözleşme özgürlüğü; özgürlük olmaktan çıkıp bir ayrıcalık halini kazanır.” denilmektedir. (*)Y.13.HD.18.3.1996 E.1784 K.2495
Demek ki sözleşme hürriyeti ilkesi, tüketici aleyhine bozulmuş bulunmaktadır. Bu durumda hukukun bozulan bu dengeyi düzeltmesi ve tüketicinin bozulan bu dengeden doğabilecek zararlara karşın korunması gerekmektedir. O zaman o günden bugüne kadar ne değişti ki bu gerekçe yok kabul edilip son çelişkili kararın verilmesi hâsıl olmuştur.
Özetleyecek olursak bankaların bireysel mevduat hesaplarından haksız ve hukuksuz olarak ücret kesintisi yapması bir ticari iş karşılığından doğan haklı münasip ( ! ) ücret isteme hakkı olarak görülemeyecektir. Bu nedenle yetkili mercilerin karar verirken vicdani kanaatlerinin yanında özel kanun hükümlerine öncelik olarak bakılıp buna göre hüküm kılınması gerektiğini bilmelerini bir tüketici olarak belirtmek isterim.
Son söz; "Adaletin kuvvetli, kuvvetlinin de adil olması gerekir. " Pascal
YENİ BLOG YAYINDA
TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ
TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ

Bizi Takip et

Facebook Takip et

Şimdi Saat

UYARI

UYARI: Mesaj gönderirken adınızı, soyadınızı mutlaka yazınız. Görüş, öneri ve şikayetlerinizi uzun yazmamaya özen gösteriniz. Özel isteklerde (Dilekçe vb. gibi) bulunmayınız, isteğiniz karşılanmaz.TÜKETİCİNİN SESİ blogspot.com