Drop

Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

Akan Pano


widgets

Ekmek İsraf Etmeyin

Tüketici Hakem Heyeti Kararı Nasıl İcraya Konulur Yeni Tüketici Kanunu ve Uygulamaları İle Neler Değişti Tüketici Davalarında Belirsiz Alacak Meselesi Bıktıran SMS Reklamlarını Şikayet Edebilirsiniz Bizi Facebook ve Twitter'dan Takip Edebilirsiniz Bize Yazın Cevap Verelim

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Fiş almazsanız, bişey yaparız abla…

Tepkiler:  

B
aşlığı okudunuz. Bunu birçok satıcıdan duyarız. Sattığı malın fişini vermekle yükümlü olan satıcımız, sanki müşterisine lütuf sunuyormuş gibi fişini almazsan sana güzellik yaparım demektedir.
Vatandaş ekonomik sıkıntılar ile boğuşmakta… Hayat pahalılığının olduğu artık yadsınamaz bir gerçek. Alım gücü pahalı. Ancak gelir aynı oranda artmamaktadır.
Eskiden orta halli aile dediğimiz çekirdek nüve bugün ki ekonomi yapısı içinde maalesef yok olmuş durumdadır. Ya zenginsiniz ya da fakir. Bu durum orta ölçekli esnaf kesimi içinde aynen geçerlidir.
Enflasyonun yüzde elli olduğu dönemlerde halk bugün ki kadar ekonomik eziyet görmemiştir. Çünkü işsizlik oranı bugün bulunan rakamlarda değildi. Çalışanın  düzenli olarak işi ve bir geliri vardı. Tabi o gün işveren kazandığından işinden sekteye uğramamak için istihdam ettiği çalışanına altı aylık dönem sonunda maaşlara zam yapardı. Diğer bir anlatımla çalışan yılda iki kez zam alırdı. Haliyle bu da gelirinin enflasyona yenik düşmediğinin açık bir göstergesiydi. İşveren memnun çalışan memnundu. Bir de o zaman çalışanlar harcamaları karşılığında fiş toplar, işverene bunu teslim eder ve buradan da ek bir maddi gelir sağlardı.
Fakat daha sonradan ne olduysa bu uygulamaya son verildi. Böyle olunca da hem satıcı tarafından, hem de tüketici vatandaş tarafından bir gevşeme oldu. Satıcı sattığı mala fiş vermek zorunda iken vermez oldu. Vatandaş alması gereken fişi almaz oldu. Tabi bu durum yeni bir Pazar kapısı yarattı !..
Şimdi şu konuyu konuşmakta yarar olduğunu düşünüyorum. Semt pazarlarından satıcı esnaf yazar kasalı sisteme geçilecektir denildi. Peki, ne oldu? Niye geçilmedi? Sebep ne? Hiç kimse bir şey söylemiyor. Bu semt pazarlarında vatandaş alış veriş yapmıyor mu? Pazar esnafı malını satmıyor mu? Peki, neden bu satışlarda satış fişi verilmez?
Diğer bir konu ise çarşı esnafının içinde bulunduğu “pişkinlik”tir. Mağazaya gidersiniz ayakkabı, giysi, yiyecek, eşya vd. bir mal satın alırsınız. Adam size malı satmıştır, ama her ne hikmetse sattığı malın fişini vermemek için her türlü “pişkinliği” denemektedir. Ha burada vatandaşın sorumluluğu yok mu… Elbette ki var.
Şimdi satıcı karşısındaki vatandaşın içinde bulunduğu her türlü ruh haline vakıf durumdadır. Vatandaş üç kuruş ucuza almak ister. Cebinde ki parası hovardaca harcama yapmaya müsait değildir. Dolayısıyla satın alacağı mal’da bir indirim yapılırsa alabileceğini söyler. Satıcı bu kaçırır mı fırsatı… Abla, fiş almazsan bişey yaparız sana der. Tabi vatandaş amaaann fişi ne yapacağım be kardeşim, bana ne faydası var ki..! der. Aslında faydasını o cebinde bulunan parayla değerlendirmektedir. Fakat bunun katma değere olan etkisini bilse ve onun tam bilincinde olsa böyle bir pazarlığında içinde de olmayacaktır.
Bir Temel fıkrası ile yazıyı bağlamak isterim.
Efendim Temel’e makinist sınavında sormuşlar,
Aynı ray üzerinde iki tren karşılaşmak üzere ne yaparsın diye sormuşlar.
Temel, makas yaparum bir de fadime’ mu çağırırum der.
Sınav heyeti, Temel makası anladık da Fadime’yi çağırman neyin nesidir.
Temel, çıkacak gürültüye şahitlik etmesunu isterum der.
Evet… Aslında gürültü çoktan çıkmıştır. Fakat duyan olmadı.
Her ne olursa olsun kayıt altına alınmış ekonomi güçlü ekonomidir. Vatandaş da bu güçlü ekonominin vazgeçilmez bir öğesidir. Ne olursa olsun üç kuruşluk indirim yaptı diye satıcının işini kolaylaştırmayalım. Bu yapılan indirim sizin almadığınız fişten devlete ödenecek olan vergidir. Yani satıcı devlete ödeyeceği vergiyi, size vermediği fiş ile sözüm ona indirim yapmaktadır. Zira size verdiği bir lütuf da değildir.
Bugün ekonomik sıkıntımızın ana kaynağı da almadığımız fişlerde saklıdır.

Yazan: Mehmet İmrek         Temmuz  2011
YENİ BLOG YAYINDA
TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ
TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ

Bizi Takip et

Facebook Takip et

Şimdi Saat

UYARI

UYARI: Mesaj gönderirken adınızı, soyadınızı mutlaka yazınız. Görüş, öneri ve şikayetlerinizi uzun yazmamaya özen gösteriniz. Özel isteklerde (Dilekçe vb. gibi) bulunmayınız, isteğiniz karşılanmaz.TÜKETİCİNİN SESİ blogspot.com