Drop

Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

Akan Pano


widgets

Ekmek İsraf Etmeyin

Tüketici Hakem Heyeti Kararı Nasıl İcraya Konulur Yeni Tüketici Kanunu ve Uygulamaları İle Neler Değişti Tüketici Davalarında Belirsiz Alacak Meselesi Bıktıran SMS Reklamlarını Şikayet Edebilirsiniz Bizi Facebook ve Twitter'dan Takip Edebilirsiniz Bize Yazın Cevap Verelim

1 Ekim 2010 Cuma

Arzu- hal ya da Dilekçe...

Tepkiler:  

Eskiden arzuhalciler vardı. Genelde adliye önlerinde ya da bir resmi kurumun önünde meşhur daktiloları ile dilekçe yazarlardı. Siz şikâyetinizi arzu-hal eyler, genelde adliyeden emekli olmuş bu yaşlı arzuhalci ise  daktilonun tuşlarına yakın okuma gözlüğünü burnunun ucuna kadar indirmiş aşağı bakan gözlerle iki el iki parmak ile daktilonun tuşlarını ahenkle dans ettirip dilekçeyi yazarlardı. Bazen daktilo tuşları bir birine kilitlenir ya da mürekkep şeridi bollaşır dilekçe yazmayı zorlaştırırdı. Yanlış bir harf veya cümle yazıldığında ise üzeri ( x ) ile işaretlenip iptal edilirdi. Ama bugün durum çok çok farklı. Artık teknoloji harikası bilgisayarlar var.
Peki, niye böyle bir girizgâh yaptık? Onu açıklamak gerek tabi ki.
Malum dilekçe yazmak bir beceri ve bilgi ister bu nedenle iyi yazılmış bir dilekçe muhatabına ne demek istendiğini ne talep edildiğini açık ve net olarak ifade eder.
İşte bu sebeple bu konuyu iki başlık halinde açıklamak gerekiyor.
Güzel ve akıcı bir dille yazılmış dilekçe sonuca çok etki eder…
Vaktiyle bir gün televizyonda üç avukat tarafından yapılan bir hukuk programını izledim. Genelde program canlı olarak yapılır ve telefonla sorular alınır, cevaplandırılırdı. Hangi hukuki konuda olursa olsun sorunun cevabı çok güzel bir anlatımla izah ediliyordu. Ancak şunu da açıkça belirtmeden geçemeyeceğim. Biz millet olarak bu tür programlardan sıkılırız bu tür programların izleyicisi genelde az olur ve reyting kurbanı olurlar nitekim bu programda böyle bir akıbetin kurbanı oldu ne yazık ki.
Açıkçası biraz üzülmedim desem yalan olmaz. Çünkü bu tür programlar bilgi dağarcığımızın gelişmesine büyük yararlar sağlar. Nitekim ben bugün bu yazıyı yazabiliyor ve bir şeyleri ifade edebiliyorsam bu programın benim üzerinde büyük fayda sağladığını inkâr etmemiş olacağım. Peki, izlediğim programda ki sihirli şey neydi? Şöyle yaşı kemale ermiş bilge bir hukukçu olduğu her halinden belli olan bu değerli kişi bir avukat idi tabi ki. Telefonla canlı yayına bağlanan kişinin sorduğu soruyu yasal dayanakları ile cevaplandırırken soruyu yönelten vatandaşın ben avukat tutmadan bu davamı nasıl açabilirim ben bu davayı kendim yürütebilir miyim diye sormuştu aklımda kaldığınca.
Verilen cevap o gün aklıma kazınmıştı işte… Efendim davanızı kendiniz avukatsız da açabilir ve takip edebilirsiniz. Burada önemli olan davaya konu mağduriyetinizi akıcı, net ve berrak bir ifadeyle anlatıp, sonuç ve talep kısmında ne istediğinizi güzel bir talep ile dilekçenizi hazırlarsanız emin olunki davanın sonucuna büyük etki edecektir demişti. Mahkeme hâkimi iyi yazılmış bir dilekçeden şikâyetin konusuna daha vakıf olacağından bahisle talep edilenin net bir şekilde görebilecek  bu sebeple hukuki mesnetler çerçevesinde davanın çabuk ve adil olarak neticelenebileceğini söylemişti.
Evet hakikaten aynen böyle. Dilekçe ne kadar anlaşılır kısa ve net bir şekilde yazılırsa sonuçta o kadar çabuk ve adil olacaktır. Hiç şüphe yok.  Buna geçen gün bir dostumun davasını izlemek için adliyeye gittiğimde bir önceki davanın duruşmasına katılarak bire bir tanıklık ettim. Hâkim çoğu kez dava konusu dilekçeyi anlamakta zorlandığını dilekçede olayın anlatımı ile talebin bir birine uyum sağlamadığını hem sözleri ile hem de iki elini yana açıp başını hafif sallayarak gösterdi. Üstelik bu dilekçeyi yazan da bir avukattı. Dava duruşması bayağı zorlu ve uzun geçti. Zaman zaman tansiyonun yükseldiği de oldu hâkimin serzenişi de oldu. Birde şuna açık ve net şahit oldum ki belgelendirilmeyen iddia konusu kabul görmemiş söylemin hiçbir anlam taşımadığı ayan beyan gün yüzüne çıkmış olmasıydı.
Bu nedenle güzel ve akıcı bir dille yazılmış bir dilekçe sonuca büyük etki etmektedir.
Hak ararken nerelere başvurmalıyız!
Bir kere mağdur olan tüketici nereye başvuracağını maalesef bilmemektedir. İşte bu yüzden olacak ki birçok konuda haklı iken haksız duruma düşüp hakkını kaybedenler bile var. Yasal süresi içinde ilgili merciye başvuruda bulunmayan kişi haklı da olsa süresinde müracaat etmediği için bu hakkından mahrum kalmaktadır.
Kamu hizmetlerinden dolayı mağdur olan kişi öncelikle mağduriyetine sebep olan konu hakkında ilgili kuruluşa bir dilekçe ile müracaat etmelidir. Eğer oradan sorununa bir çözüm gelmezse ondan sonra yargı yoluna gitmelidir.
Satın alınan mal veya hizmet ile ilgili mağduriyetlerde ilk müracaat edilecek merci kaymakamlıklarda bulunan “Tüketici Sorunları Hakem Heyeti” olmalıdır.
Hakem heyetlerinin 938,75.- TL’ye kadar olan kararları bağlayıcıdır.
Hakem heyeti kararları mahkeme ilamı hükmünde olduğundan icra kabiliyetine haizdir.
Hakem heyeti kararını beğenmeyen taraf kararın kendisine tebliğinden itibaren 15 gün içinde bir üst merci olan “Tüketici Mahkemesi”nde itiraz edebilir.
Hakem heyetlerinin 2.450,67.-TL olan kararları “Tüketici Mahkemesi”ne delil niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla bu kararın geçerli olabilmesi için kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde “Tüketici Mahkemesi” ne başvurarak kararın “Onanmasını” talep etmelidir.
Mahkeme veya hakem heyeti kararını yerine getirmeyen kaybeden tarafın  mahkeme kararını yerine getirmesi için, kazanan taraf karşı taraf hakkında ilamlı takip alacağı başlatmalıdır.
Bir şahıstan araba veya ev almış ise aldığı bu mallara ilişkin bir sorun varsa hakkını genel mahkemelerde aramalıdır.
Eğer aldığı malı bir satıcıdan aldıktan sonra sorun yaşamışsa öncelikle malın satın alındığı tarihten itibaren ilk 30 gün içinde satıcıya yazılı olarak “İhtarname” gönderip oradan gelen cevabın olumsuz olması halinde meblağı 938,75. TL olan şikâyetlerde ikamet ettikleri veya satıcının bulunduğu yerde ki Tüketici Sorunları Hakem heyetlerine müracaat etmeleri gerekir. Bu hakem heyetleri ilçelerde kaymakamlıklarda, illerde Sanayi ve Ticaret il müdürlüklerinde bulunmaktadır. Şayet satın alınan mal veya hizmetin tutarı 2.450,00.-TL nin üzeri veya maddi ve manevi tazminat talepli ise doğrudan Tüketici Mahkemelerine başvurmalıdırlar. Tüketici Mahkemelerinin olmadığı yerlerde “Asliye Hukuk Mahkeme”lerine başvurulabilmektedir.
Tacirler arası yaşanan bir ihtilafın çözümü için Ticaret mahkemelerine başvurulmalıdır.
Vergi ile ilgili konularda Vergi mahkemelerine başvurulmalıdır.
Belediyecilik ile ilgili şikâyetlerde İdare mahkemelerine başvurulmalıdır.
Her ne konuda olursa olsun ihtarname ve dilekçeler en az iki nüshadan ibaret olmalı bir nüshası müracaat edenin kendisi tarafından saklanmalıdır. Mahkemelere dilekçe yazarken taraf sayısına göre dilekçe adedi hazırlanmalıdır ki bu en az üç adettir. İhtarnameleri mutlaka iadeli taahhütlü mektup ile göndermeliyiz. Ayrıca posta gönderi eklerinin alıcı kısmının altına gönderimizin türünü belirtmekte yarar vardır. (Örnek:İhtarname, Cayma Bildirimi, Sipariş İptali, İtiraz vd.)
Bu posta gönderi ekleri de muhafaza edilmelidir.
Yani yanlış bir merciye başvurmak veya zamanında başvurmamak hak kaybının olmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle mutlaka zamanında hakkımızı aramalıyız. Ve doğru yere müracaat etmeliyiz.

Yazan:Mehmet İMREK     01/Ekim/2010
YENİ BLOG YAYINDA
TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ
TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ

Bizi Takip et

Facebook Takip et

Şimdi Saat

UYARI

UYARI: Mesaj gönderirken adınızı, soyadınızı mutlaka yazınız. Görüş, öneri ve şikayetlerinizi uzun yazmamaya özen gösteriniz. Özel isteklerde (Dilekçe vb. gibi) bulunmayınız, isteğiniz karşılanmaz.TÜKETİCİNİN SESİ blogspot.com