Drop

Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

Akan Pano


widgets

Ekmek İsraf Etmeyin

Tüketici Hakem Heyeti Kararı Nasıl İcraya Konulur Yeni Tüketici Kanunu ve Uygulamaları İle Neler Değişti Tüketici Davalarında Belirsiz Alacak Meselesi Bıktıran SMS Reklamlarını Şikayet Edebilirsiniz Bizi Facebook ve Twitter'dan Takip Edebilirsiniz Bize Yazın Cevap Verelim

4 Eylül 2010 Cumartesi

Ramazan ayının günah ve sevap bilançosu…

Tepkiler:  

Ramazan ayı geldi ve işte gidiyor.
Geldiğinde içimize bir heyecan ve huzur dolmuştu. Şimdi elveda demeye hazırlanıyor. Yine buruk bir ayrılış hüzünü.
Her Müslüman bu ayı bir huşu içinde meşk eder ve yaşar. Ayrılmayı hiç mi hiç istemez. Bir boşluk hisseder yokluğunda. Bir daha ki senenin ramazan ayının gelmesini sabırla bekler kavuşmayı yüce yaratandan niyaz eder. Günahların affedildiği bu mübarek ayda sevabın çok olmasıyla yaşanan huzur rüzgârı esintisinde benliğini tazelemiş olur, ruhunu temizlemiş olur en önemlisi nefsine hâkim olmuş olur.
Ancak yinede bu mübarek ayın atmosferine uymayan bir takım olumsuzluklarda olmuyor değil hani.
Ama bu insanoğlunun beşeri dünyada ki hırslarına yenik düşmesinden kaynaklanıyor.
Tahammülsüzlük ve fırsatçılık.
Oruç insana her şeyden önce nefse galip gelmeyi test ediyorsa ki asıl test oruçlu insanın her şeye karşı göstereceği tahammül ile ölçülmesidir. Zira yaklaşık olarak sahurdan iftara kadar geçen on beş saatlik oruçlu olma, insanda ki fiziki yapıya etki edecek açlık, susuzluk ve psikolojik durum zaman zaman beraberinde tahammülsüzlüğüde getirmektedir. Şöyle ki; kendimizin oruçlu olduğunu kabul edip karşımızdakinin oruçlu olduğunu ya bilerek ya da bilmeyerek de olsa hakkını yemiş oluyoruz. Nasıl mı? İftar saati gelince işinden evine dönmek isteyen birinin trafikte önündeki aracın gidişine tahammül etmeyerek sağından, solundan önüne geçip bir an evvel yol almasını düşünmesi apaçık bir tahammülsüzlük örneğidir. Ya da iftar yemeği verilen yerlerde aç gözlülük edip fazla fazla yemek alıp yemeyip tabağında bırakması apaçık bir tahammülsüzlük örneğidir.
Yine iftar çadırlarında yemek sırasına girmemeyi kendinde bir ayrıcalık görüp önündekini bir şekilde atlatıp onun hakkını yiyip tahammülsüzlük gösterendir. Sofrada ki suyu pay etmeden önüne birkaç şişe su alıp başkasının susuz iftar açmasına sebep olan  bir tahammülsüzlük örneğidir.
Ramazan ayının ruhaniyetinden insanların manevi duygularından kendine menfaat sağlayan fırsatçılara ne demeli ya !..
Yalan söylemeyi kendinden marifet gören bir anlayış her ne kadar Müslüman olup oruçlu olursa olsun kendine sevap işleyeceğine günah defterini doldurmaktan öte bir şey yapmamış olacaktır. Nasıl mı?
Efendim malum ramazan ayı bir sonraki ramazanların gelişini on gün öncesinden öne çeker.
Dolayısıyla ramazan ayı sıcaklara denk gelmiştir, bu sene. Seneye eğer iklimlerde anormal bir şey olmaz ise yine çok sıcak ayda ramazan ayını idrak etmiş olacağız.
Bu sene Allaha hamd olsun ki yağmur yağdı bereketini gösterdi. Kuraklık yaşanmadı. Her ne kadar havalar sıcak geçse de tarladaki ürün bundan zarar görmedi. Çünkü torağın altı suya doyduğundan nemliydi ve tarladaki sebze veya meyve susuzluk çekmedi. Zaten bereketli bir hasat yılı olacağının müjdesini bu işin bilenleri bizlere hep müjdelemişlerdi. Fakat hesapta olmayan faktörlerin varlığı düşünülmemişti iyi niyetten. Fırsat avcılarının tezgâhı.
Malum sebze ve meyve fiyatları hakikaten ramazan ayının ilk birkaç gününe kadar ucuzdu.
Fakir fukara bu güzel nimetlerden istifade edebiliyordu karınca kararınca. Ancak dedik ya bilinen fakat hesaba katılmayan bir şeytanlık söz konusu idi. Neydi peki o? Minareyi çalmaya yeltenenin kılıfını hazırlamasıydı bu. Yalan yanlış ağızdan dolma bilgilerle çarşı pazarda ki sebze ve meyve fiyatları aniden akıl almaz bir şekilde fiyatları % 400 lere varan bir artışla pahalanmıştı. Satanın kendisinin bile inanmadığı bu yalanın bahanesi ise sıcaklardı. Hâlbuki ürün hasadı tarlada bahçede olgunlaştığında derhal tüketimi sunuluyordu. Nedeni anlattığımız gibi ucuz oluşuydu. Fakat fırsatçılara gün doğmuştu ya, durur muydular? Oruçlu bir insan ne kadar nefsine hâkim olmaya çalışırsa çalışsın bir noktaya kadar direnebilir. Ondan sonra bir şekilde teslim oluverir.
Aç insanın canı çeker. Belki normal zamanda yemediği bir sebzeyi veya meyveyi tatmak ister. Ya bir markete gider ya da semt pazarına uğrar bir şekilde canının çektiğini almak ister. Ucuzmuz pahalıymış o an onu hiç düşünmez. Satıcı işte bunu bildiğinden olacak ki o meşhur yalanını devreye sokar ve birkaç gün öncesinde üç katı ucuza sattığı sebzeyi ya da meyveyi pahalı satar. Ha bu nereye kadar devam eder yeni bir yalan üretilene kadar. Ancak yalancının mumuda yatsıya kadar yanarmış, bunuda unutmamak gerekir.
İşte ramazan ayı bitiyor şunun şurasında kaldı üç gün.
Kâhinlik yapacak değiliz. Ama ramazan bayramından sonra sebze ve meyve fiyatlarının aşağıya düşeceğini göreceğiz inşallah.
Ne oldu ! Ellerine ne geçti bu fırsat avcılarının. Aslında baktığınızda koca bir hiç.
Bu dünyayı yalnız düşünen öbür tarafa ne götürecek acaba bunun hesabını yaptımı dersiniz.
Yapmış olsaydı böyle küçük  hesapların gayretini gösterme çabası içine düşmezdi.
Allah gözünüzü doyursun. Alın hepsi sizin olsun. Bakalım kefenin cebine ne koyacaksınız?

Yazan:Mehmet İMREK

YENİ BLOG YAYINDA
TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ
TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ

Bizi Takip et

Facebook Takip et

Şimdi Saat

UYARI

UYARI: Mesaj gönderirken adınızı, soyadınızı mutlaka yazınız. Görüş, öneri ve şikayetlerinizi uzun yazmamaya özen gösteriniz. Özel isteklerde (Dilekçe vb. gibi) bulunmayınız, isteğiniz karşılanmaz.TÜKETİCİNİN SESİ blogspot.com