Drop

Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

Akan Pano


widgets

Ekmek İsraf Etmeyin

Tüketici Hakem Heyeti Kararı Nasıl İcraya Konulur Yeni Tüketici Kanunu ve Uygulamaları İle Neler Değişti Tüketici Davalarında Belirsiz Alacak Meselesi Bıktıran SMS Reklamlarını Şikayet Edebilirsiniz Bizi Facebook ve Twitter'dan Takip Edebilirsiniz Bize Yazın Cevap Verelim

25 Eylül 2010 Cumartesi

Kanunlara ve Yargıtay Kararına rağmen…Yargı Kararlarında ki Kafa karışıklığı,

Tepkiler:  
Hak aramak, mücadele etmek herkesin harcı değildir. Çünkü bizde ki hak arama mücadelesi uzun ve engebeli bir yol kat ederek yapıldığından bu uğurda sabır göstermek herkesin katlanabileceği bir iş değildir.
Ülkemizde maalesef yıllarca süren davalar vardır. Siz hakkınızı aramaya giderken uzun süren yargılama neticesinde bir bakıyorsunuz mağdur olan taraf konumunda bulunuyorsunuz. Aslında elinizdeki bilgi ve belgeler sizin bu mücadelede kaybeden taraftan ziyade kazan bir taraf olduğunuzu işaret etmektedir. Ama ne yazık ki yargıçlarımız benzer şikâyetlerde aynı yasal dayanakları temel almayarak farklı kararlar da verebilmektedirler. Buna birçok örnekler verebiliriz tabi.
Bu konuyu birkaç başlıkta başlıkta ele almak istiyorum.
Bir kere kredi kartı konusu haftalarca da yazılsa üzerine gidilmesi gereken en önemli konulardan biridir. Bakınız ortada kart aidatı alınacağına dair açık bir kanun hükmü yoktur. Denilecek ki efendim alınmayacağına dairde bir açık hükümde yoktur. Her iki tespitte doğru.
5464 sayılı Kredi kartları ve Banka kartları kanunun 24. Maddesinin 1. Fıkrası şöyle demektedir.
 “Kart çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler, bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde en az on iki punto ve koyu siyah harflerle hazırlanacak yazılı sözleşme ile düzenlenir. Sözleşmenin bir örneği, kart hamiline ve varsa kefile verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı hakkında kart hamiline ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur.

Peki, bankalar bu açık kanun hükmüne riayet ediyorlar mı? Hepsi için aynı şey söylememiz imkânsız.
İşlerine nasıl geliyorsa öyle hareket ediyorlar. Yani bir keyfiyet söz konusudur.
Yine aynı kanunun 24. Maddesinin 4.Fıkrası ise şöyle demektedir.

Kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle, sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin hesabından kesinti yapılamaz. Sözleşmede kart hamilinin haklarını zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümlere yer verilemez.

Şimdi bu fıkrada belirtildiği üzere kart aidatı alınacağına dair açık bir cümle olmadığı görülmektedir. Burada BDDK üyesi bankaları kendilerine çeki düzen vermeleri hususunda uyaracağına, tüketicilere akıl vermektedir. Neymiş sözleşmeye “Kart Aidatı” ödemek istemiyorum diye bir şerh madde yazmaları gerekiyormuş. Allah aşkına bu mümkün mü uygulamada hayır. Niye bankalar önceden hazırlanmış karınca duası niteliğinde ki matbu sözleşmelerine tüketicinin değil şerh yazmasını bir kelimesinin dahi değiştirilmesini istemez ve bu hakkı vermezler. Bu tamamen bir hayalî düşünceden öteye gitmeyen bir açıklamadan ibarettir.

Bakın bir kere bankalar müşterileriyle yapılan işlemlerinde onaylı bir suret vermek zorundadırlar.
5411 Sayılı bankacılık kanunun 76. Maddesi hükmüne göre; Bankalar, kredi sözleşmelerinin onaylı bir örneğini müşterilerine vermek zorundadır. Talepleri hâlinde müşteri ile yapılan diğer işlemlere iliksin her türlü belgenin bir örneği de müşterilere verilir. Bu Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan faaliyet konularına ilişkin olarak, bankalar ile bireysel müşterileri arasında akdedilecek sözleşmelerin sekil ve içeriğinde yer alması gereken asgarî hususlar ile tip sözleşmelerin uygulanacağı işlemler Kurulun uygun görüsü alınarak kuruluş birlikleri tarafından belirlenir. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.

Yine 5464 Sayılı Kanunun 25. Maddesi bankalar kredi kartı sözleşmelerinde yapacakları değişiklikleri önceden kart kullanıcısına bildirmek zorundadır. Kart kullanıcısı dilediği zaman kartı iptal etmek ve sözleşmeyi feshetmek hakkına sahiptir.

Sözleşmede yapılacak değişiklikler kart hamiline bildirilir. Bu değişiklikler bildirimin yapıldığı döneme ilişkin son ödeme tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Bildirimin ait olduğu döneme ilişkin son ödeme tarihinden sonra kartın kullanılmaya devam olunması halinde, sözleşmede meydana gelen değişikliklerin kabul edildiği addolunur. Faiz oranının artırılması durumunda ise bu değişikliğin hüküm ifade edebilmesi için otuz gün önceden kart hamiline bildirilmesi zorunludur. Kart hamili faiz artırımına ilişkin bildirim tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde tüm borcunu ödeyip kredi kartını kullanmaya son verdiği takdirde faiz artışından etkilenmez
 Kart hamili, talep etmek suretiyle kartı iptal ettirmek ve sözleşmeyi feshetmek hakkına sahiptir.

Görüleceği üzere 5411 sayılı kanunun 76. Maddesi açık hükmü bankalar tarafından alenen ihlal edilmektedir. Bu maddeye göre kart kullanıcısının mağdur olması durumunda 4077 sayılı Tüketicin Korunması Hakkında ki kanundan doğan hakları saklıdır.

Aslında kredi kartı ve benzeri hizmetlere ilişkin hizmet türlerinde müşteri ile yapılacak sözleşmelerin sade, anlaşılabilir ve az sayıda bir madde ile yapılması ilgili bankalara tebliğ edilmişti. Ama gelin görün ki bankalar kanun ve kural tanımamazlıkta halen inatla ısrar etmektedirler.

Diğer bir deyişle bankalar standart tip matbu sözleşmeyi tüketiciye dayatmaktadırlar.

En problemli ve netameli bir konu olan kredi kartı aidatına ilişkin maddenin özellikle kart kullanıcısı ile müzakere edilmesi, yıllık kart aidat bedeli alınacaksa ki (Bankalar bu önemli kaynaktan vazgeçmezler) bunun matbu olarak düzenlenmiş bir madde olarak değil kalem ile tüketicin kendisinin yazmasını bu madde karşısına tarih ve imzasını koyması gerekmektedir. Hatta BDDK’nın bir yönetmelik ile bunu bankalara şart koşması gerekmektedir.

Yani standart tip matbu sözleşmenin içerisine açık olmayan bir şekilde kart bedelinin net olarak belirtilmeden tamamen bankanın kendisinin belirleyip takdir edeceği rakam üzerinden basılmış olması ile  sözleşmenin kart kullanıcısına imza ettirilmesi hukuka uygun bir sözleşme olmayacaktır. Kaldı ki sözleşmenin en altında kart kullanıcısının imzasının bulunması tüketicinin bu sözleşmeyi banka ile müzakere ettiği ve kabul ettiği anlamına gelmemelidir. İşte bu yüzden olacak ki 4077 sayılı tüketici kanunun 6/V maddesi satıcıya tüketiciyle müzakere edildiğinin ispat yükümlülüğünü getirmiştir. Kısa bir deyişle Medeni kanunun 6. Maddesi iddia edenin iddiasını resmi belgeyle ispatlanması hükmünü getirdiğinden bahisle iddia eden tüketici bankanın veya satıcının kendisiyle müzakere edilmediğini iddia ederse bunun ispatı karşı tarafa ait olacağından bu durumun herkes tarafından bilinen bir olgu olduğundan ispatının tüketici tarafından gerekmediği hükmünü getirmiştir.

Peki, bütün bu kadar açık hükme rağmen bankalar neden hala kart aidatı veya benzer adlar adı altında haksızca ve hukuksuzca tüketicilerden para almaktadır. Ve neden yetkili karar mercilerinin bu açık ihlal ve yasal hükümlere rağmen farklı kararlar verebilmektedirler. İşte üzerinde uzun uzadıya tartışılması gereken asıl mesele burada yatmaktadır.

1.   Bankalar bu kaynaktan vazgeçemezler.
Dünyada bir ekonomik kriz gerçeği var. Ülkemizde bundan yeterince nasibini almıştır. Ekonomik kriz piyasalarda durgunluğa dolayısıyla ekonomik anlamda durağanlığa sebebiyet vermiştir. Karlılığın azaldığı reel ekonomide bankacılık sektörüde bundan etkilenmekte olup yurt dışında birçok banka batmış fona devredilmiştir. Ancak ülkemiz bu anlamda sapa sağlam çıkmıştır. Yalnız burada irdelenmesi gereken konu bankalarımızı ayakta tutan ve hatta yurt dışında ki banka patronlarına parmak ısırttıran işin sırrı neydi bu konu hakkında bilgi vermek gerekecektir.

Bu kaynak kart kullanıcısından, hesap sahibinden, atm’ lerde yapılan işlemlerde alınan bedeller ve daha birçok kalemde alınmış haksız ve hukuksuzca gasp edilmiş paralardır. Bankaların karlılığının önemli oranda ki en büyük kaynağıdır.
2.   BDDK’nın bankalar üzerinde bir etkinliği yoktur.
Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu, bankalar üzerinde yeterince etkin değildir. Çünkü kurum çeşitli tarihlerde yaptığı basın açıklamalarında bankaların yüksek oranda işlem ücreti aldıklarını kredi kartı aidatı ödemek istemeyen tüketicilerin bunu müşterisi oldukları bankanın sözleşmelerine “Kart aidatı ödemek istemiyorum” şeklinde şerh düşmelerini belirtmiş fakat uygulamada ve pratikte bunun mümkün olmadığı daha sonra anlaşılmıştır.
3.   Hakem heyetleri ve Tüketici mahkemelerinin farklı kararları bulunmaktadır.
Peki, vatandaş kime nasıl inanacak! İşte sorunun sebebi burada gizlidir.
Şimdi şikâyetin konusu aynı. Yasa aynı. Fakat yetkili merciler ile kararları bir birinden farklı. Üstelik Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin bu konuda emsal sayılacak nitelikte bir kararı varken. Banka sözleşmeleri tamamıyla kendi amaçları doğrultusunda düzenlenmiş yalnız bankaların çıkarlarını korumaya yöneliktir. Karşı tarafın çıkarları ise neredeyse yok sayılmaktadır. Durum böyle olunca da ortaya sorunlar çıkmaktadır. En önemli hususu da kredi kartlarının aidatları teşkil etmektedir.

Şimdi banka’lar sözleşmelerinin en alt kısmına yine matbu olarak yazılmış kart aidat bedellerini rakam olarak belirtmektedirler. Fakat işin püf noktası alınacak bedel net olarak belirtilmediği gibi tamamen bankanın emrivakisi ya da diğer bir deyişle dayatması ile şart koşulmuştur. Hâlbuki  bu maddenin bulunduğu alan boş bırakılıp tüketiciyle müzakere edilip tüketicinin kendi yazısı ile rakam yazılıp tarih ve imza edilmiş olsa sorun bir nebze çözülmüş olacaktır.
4.   Bankalar Kanunları ve yargı kararlarını Uygulamıyor.
5411 sayılı Bankacılık kanunu, 5464 Sayılı Kredi kartı ve banka kartları kanunu, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması hakkında ki kanun açık hükümleri ve mahkeme kararlarının bulunduğu ayrıca Yargıtay hukuk dairesi kararı varken ne yazık ki bankalar kanun ve kural tanımamaktadırlar. Saygısızca bu kararları hiçe sayıp bildiklerini okumaya devam ediyorlar. O zaman mahkeme kararlarının ne anlamı kalır ki bunu vatandaşa anlatmak zor olacağı gibi inandırmak ve güvendirmek mümkün olmayacaktır. Böylelikle kart aidatı, hesap işletim ücreti vb. isimler altında soygunculuğa devam edeceklerdir.
5.   Geriye dönük aidat bedelleri alınabilir.
Borçlar kanunu 125. Maddeye göre alacaklar 10 yıl geriye dönük olarak istenebilir hükmü bulunmaktadır. Madem ortada bu kanun maddesi var, o zaman 4077 sayılı tüketici kanunun 30. Maddesi “Bu kanunda bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır” sarih hükmüne dayandırılarak hakem heyetlerinin yine aynı kanunun 22. Maddesi hükmü ile geriye dönük olarak alacakların iadesine karar verebilirler.

İşte tam bu noktadan hareketle hakem heyetlerinde kafa karışıklığı vardır.
Bazı hakem heyetleri veya Mahkemeler sözleşmede alınacak bedelin yazılı olduğunu dolayısıyla kart kullanıcısı tüketicinin sözleşmenin en alt kısmında imzasının bulunduğundan bahisle müzakere edilmiş olarak kabul edilen bu maddeye istinaden tüketicinin aleyhine karar vermektedirler. Aslında netameli ve ihtilaf konusu olan bu maddenin yukarıda belirtildiği üzere tüketicinin kendi yazısı ile kredi kartı aidat bedeli tutarını yazısıyla imza ve tarih koyarak karşısına belirtse sorun hakikaten çözümlenmiş olacak ve bu karmaşada ortadan kalkacaktır.

Sonuç itibariyle bu konu üzerinde daha çok konuşulacağı acı bir gerçektir.
Çünkü bir birinden farklı uygulama ile farklı kararları bulunan kredi kartı aidatı meselesi her mercinin kendi kanaat ve olgusu ile değerlendirilip karara bağlanırsa ortada bir hukuki garabet var olacak ve kafa karışıklığı giderilememiş olacaktır.

Yazan:Mehmet İMREK    25/09/2010
YENİ BLOG YAYINDA
TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ
TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ

Bizi Takip et

Facebook Takip et

Şimdi Saat

UYARI

UYARI: Mesaj gönderirken adınızı, soyadınızı mutlaka yazınız. Görüş, öneri ve şikayetlerinizi uzun yazmamaya özen gösteriniz. Özel isteklerde (Dilekçe vb. gibi) bulunmayınız, isteğiniz karşılanmaz.TÜKETİCİNİN SESİ blogspot.com