Drop

Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

Akan Pano


widgets

Ekmek İsraf Etmeyin

Tüketici Hakem Heyeti Kararı Nasıl İcraya Konulur Yeni Tüketici Kanunu ve Uygulamaları İle Neler Değişti Tüketici Davalarında Belirsiz Alacak Meselesi Bıktıran SMS Reklamlarını Şikayet Edebilirsiniz Bizi Facebook ve Twitter'dan Takip Edebilirsiniz Bize Yazın Cevap Verelim

2 Haziran 2010 Çarşamba

BU YASALARLA OLMUYOR

Tepkiler:  
Hayatımızı kolaylaştıran bazı kolaylıklar vardır. Bunlar kullandığımız bir banka hesabı, kredi kartı, sabit telefon veya mobil telefon. Ama kolaylık sağlayan bu estrümanlar bazen hayatımızı zorlaştıran hatta zehir eden sorunlara gark eder insanı. Düşünebiliyormusunuz bankada bir mevduat hesabınız var , siz bunun aktif hesap olmaması dolayısıyla bankaya uğrayıp kapatılmasını talep ediyorsunuz ve görevli hesabınız kapatılmıştır deyip sizi uğurluyor.
Aradan yıllar geçiyor posta memuru size bir icra ödeme emrini tebliğ ediyor bakıyorsunuz neyin nesi diye bir bakıyorsunuz unuttuğunuz ve aklınıza dahi gelmeyecek bir şekilde kapattığınız hesabınızın 1.TL lık borcundan ötürü borcunuz yaklaşık 2.200.-TL olmuş aman Allah’ım bu damı başıma gelecekti deyip kara kara düşünmeye başlıyorsunuz. Evet maalesef ülkemizde ancak bu kadarı olur diyebileceğimiz cinsten bir olaydır.
Peki ne olacak vatandaşın hali pürmelali bunu anlatacak bir yetkili yokmu? Maalesef yok. Çok yazık hakikaten vatandaş olarak hakketmediğimiz muamelelere maruz kalıyoruz. Koskoca ülkemiz 1929 yılında isviçre’den almış olduğu icra iflas kanunu ile sorunlar yumağını çözmeye çalışmaktadır. Yetersiz kalan artık işlevini tam manası ile görmeyen 2002 sayılı icra iflas kanunu 2010 yılı Türkiye’sine ve artık günümüz koşullarına uygun olmayan bu kanunu ile vatandaşına eziyet çektirmektedir.
Dedik ya 1932 yılında yürülüğe giren icra iflas kanunu modern çağa ayak uydurmuyor. Hatta kırk yamalı bohçaya dönmüş 1982 Anayasa’sının ruhuna bile ayak uyduramıyor. Türk ceza kanunu cezanın tanımını gayet güzel açıklamıştır. Borcun ve borçlunun tanımıda gayet açıktır. Ancak bir ülkede borçluya suçlu muamelesi yapmak her halde yalınızca bizim ülkemizde mevcuttur. Şöyleki ülkenin ekonomik koşulları gün geçtikçe kötüye gidiyor, vatandaş işini kaybediyor gelir düzeyi düşmüş alım gücü artmış fakat açıklanan pembe tablolara göre enflasyon düşük ülke ekonomisi üretim bazında artış gösteriyor ama gelin görünkü vatandaş inim inim inliyor.
Sonra mı işin en tuhaf yanı burası ya borcunuzu ödeyemiyorsunuz icra ödeme tebligatı yapılmış temerrüt (Ceberrut) faizi vs. vs. borcunuz ödenemeyecek bir hale gelmiş miadı dolmuş icra kanununa göre mal beyanında bulunmanız gerekiyor ancak utanıyorsunuz hatta korkuyorsunuz kolu komşuya rezil olmak var işin içinde.Bu kanuni yükümlülüğü yerine getiremiyorsunuz. Karşı taraf boş durmuyor ve borçluya yaftayı yapıştırıyor borçlu art niyetli çünkü mal beyanında bulunmadı malını saklıyor hatta kaçırıyor. Borçluya icra mahkemesinde mal beyanında bulunmamaktan ötürü hapis cezasından dava açıyor borçluya sanık olduğuna dair tebligat yapılıyor. Buna benzer bir durumda vatandaşın avukatı icra ceza hakimine mükevekkilinin borçlu olduğunu suçlu olmadığını dolayısıyla hiç kimse borcundan dolayı özgürlüğünden ve hürriyetinden alıkonulamayacağını dile getirerek bunun Anayasa’mızın özüne ve ruhuna aykırı olduğunu bu sebeple kararın reddedilmesi gerektiğini iddia ederek davanın talepleri doğrultusunda karar verilmesini mahkemeden talep ediyor.
Hülasa mahkeme bu durumu Anayasa mahkemesine soruyor ve yüksek mahkeme icra iflas kanununda bulunan mal beyanında bulunmayanların hapisle tazyikini emreden hükmünü Anayasa’ya aykırılığı nedeniyle kanun maddesinin iptaline karar veriyor. Yani bugün yürürlükte olan icra kanunumuz bir çok aykırılık içeren bir çok maddeleri ile ülkemiz insanına azap vermekte hatta doğduğuna pişman etmektedir. Burada iş bugünki yasamaya, yürütmeye ve yargıya kalıyor. Ortak bir konsensüs ile modern günümüz koşullarına göre yeni tanımlanmış bir icra iflas kanunu yapmak zarureti doğmuştur. Dahası geç kalınmıştır bile. Miadı dolmuş icra kanunu ile vatandaşın hayatını zehir etmenin yaşama küstürmenin hiç kimsenin hakkı değildir. İkdidarlar vatandaşın ekonomik refah seviyesini yükseltmek ve huzur içinde yaşamlarının idame ettirilmesi için görevdedirler. Anayasa’ lar toplumsal mutakabatın temini ve tesis edilmesi için yapılır. Zaten yürürlükte olan 1982 Anayasasının 172.maddesi bugün tam manası ile özüne ve ruhuna sadık kalınarak uygulansa ülke insanı huzur içinde yaşar psikolojik travmalara maruz kalmaz. Mehmet İMREK 29/05/2010
YENİ BLOG YAYINDA
TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ
TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ- YAYINDA - TÜKETİCİ HUKUKU AKADEMİSİ

Bizi Takip et

Facebook Takip et

Şimdi Saat

UYARI

UYARI: Mesaj gönderirken adınızı, soyadınızı mutlaka yazınız. Görüş, öneri ve şikayetlerinizi uzun yazmamaya özen gösteriniz. Özel isteklerde (Dilekçe vb. gibi) bulunmayınız, isteğiniz karşılanmaz.TÜKETİCİNİN SESİ blogspot.com